Ege’li olup, İzmir’li olup başka şehirlerde, başka ülkelerde yaşamak, İzmir’in denizini, iyot kokusunu, denizden esen meltemini, İmbat’ını, kendine özgü dilini, insanını, sakinliğini özlemek demek.

Sıcak bir yaz gününde denizden çıkıp ya da denizin kıyısından geçip eve gidince, hamarat ellerle hazırlanmış zeytinyağlılara kavuşmak da en çok özlenenlerdendir sanırım.

Ben mesela, uzaktayken çok sevdiğim İzmir ve Ege tatlarına hasret kalırdım. Her İzmir dönüşü bavullar, bagajlar otlarla, sebzelerle dolardı.

Daha az gitmeye başlıyorsunuz bir süre sonra. Ama kimseye yük olmamak adına isteyemiyorsunuz size göndermelerini. Hep özlüyorsunuz İzmir’e, Ege’ye dair herşeyi.

2005 yılında çıktığım İstanbul macerasının bitişiyle, sokakları denize açılan, bir adımda sahile ulaştığımız, keyifli kahkahalarla rahatça güldüğümüz güzel İzmir’ime 2015 yılında kavuştum.

Köpeklerimiz ve kedilerimizle keyif içinde yaşadığımız, tekrar harika dostluklar kurduğumuz İzmir’imize, Ege’mize kavuştuktan sonra hayat bir de sürpriz yaptı bize. Yaşama sevincimizi katlayan Deniz kızımızı verdi.

Hem İzmir hasretini iyi bilen, hem de hamilelik ve bebek büyütme sürecinde kendisi ve çocuğu için en iyisini yapmaya çalışan bir anne olarak, biz bu kadar güzelini, hasını yerken uzakta olan Egelilere ya da kalbi hep Ege’de atanlara da ulaştıralım istedik.

Her şey önce evin bir köşesinde, sonra kapalı balkonda başladı aslında.

Önce köylerde kapı kapı dolaştık, kendine hazırlarken ev bütçesine de katkı yapmak isteyen ev hanımlarından, üretici kadınlardan, üreten ailelerden ürünler aldık. Müşterilerimiz bize inandıkça, bize güvendikçe yavaş yavaş büyüdük.

2018 yılında İzmir Narlıdere’de ilk depomuzu kurduk. 2020 Ağustos ayından beri yine İzmir Narlıdere’deki dükkanımızda sizinleyiz. Ürünlerimizin çoğunu biz üretiyoruz, eskinin geleneksel yöntemlerini, günümüzün hijyen teknolojileri ile birleştirerek daha geleneksel, daha sağlığa uygun hale getiriyoruz. Üretemediklerimiz için de üreten, çalışkan kadınlarımız var.

Ben Almanya’da, ablam Gönül İzmir’de, kadın gücü ile işimizi yönetiyoruz. İki kişi değiliz aslında, arkamızda onlarca isim ve çok şükür ki onların bize olan inançları var.

Biz hep şunu diyoruz;

“Satabildiğimiz değil, üretebildiğimiz kadar.”

Sebzelerimiz, meyvelerimiz ve ürünlerde kullandığımız malzemeler hep direkt üreticisinden, tarladan. Endüstriyel üretim yapanların bize ihtiyacı yok, ama biz bize ihtiyacı olanın, üretebilenin, çalışanın yanındayız.

Her emek değerlidir ve hakkı ödenmelidir.

Emeğimiz, el becerimiz, tecrübemiz ve en önemlisi de hasreti bilen kalplerimiz ile sizinleyiz. 

Sevgilerimle,

Nesrin

Ürünlerimiz!